5 Mart 2014 Çarşamba

Yorum : Steelheart - Brandon Sanderson (Dex)


Goodreads Puanı: 4.12
Kitabın Orjinal Adı: Steelheart (Reckoners #1)
Yazar: Brandon Sanderson
Sayfa Sayısı: 467
Yayınevi: Dex
Türü: Fantasy,Young Adult
Arka Kapak:
Dünyanın üstüne çöken felaketin gökyüzünde belirmesinin üzerinden on yıl geçmişti. Sıradan insanlar değişmeye başlamış, süperkahramanları andıran Epiklere dönüşmüşlerdi. Ama Epikler halkın dostu değildiler. O muhteşem yeteneklerini, güç için kullanıp insanları sömürüyorlardı.
Kimse Epiklerle savaşamazdı… Asiler hariç. Asiler bir grup sıradan insandı ve hayatlarını Epiklerin zayıf noktalarını bulup onları yok etmeye adamışlardı. David Asilere katılmak istiyordu. Çünkü Steelheartı istiyordu: yıllar önce babasını öldüren yenilmez Epiki. Bunu uzun zamandır beklemiş, planlar yapmış, dünya üzerindeki tüm Epiklerle ilgili bilgi toplamıştı.
Şimdi harekete geçme zamanıydı. İntikam zamanı...



Steelheart çıktığı günden beri okumayı istediğim bir kitaptı. Elime biraz geç geldi ama geç olsun güç olmasın.

Reread yaptığım fazla kitap yoktur kitaplığımda. Ama Steelheart reread yapacağım kitaplar arasında yerini aldı. Ne muhteşem bir kitapsın sen yaa… Kurgu beni aldı götürdü. Gerçi, sanki kurguyu değiştirebilecekmişim gibi kitapla konuştuğumda oldu, bu benim deli olduğumu göstermez değil mi?

Öncelikle kitabın başında ana karakterimiz David’in küçük yaşlarda babasının Steelheart tarafından öldürülüşüne şahit oluyoruz. Steelheart Newcago’yu kendi şehri ilan etmiş bir epik. Steelheart David’in babasının açtığı ateş sonucu yaralanıyor –normalde kurşunların işlemediği biridir kendisi- ve bunun üzerine sinirleri zıplıyor, o an bulundukları bankayı olduğu gibi çeliğe çevirip yerin dibine sokuyor. David bankadan bir şekilde çıkmayı başarıyor ama tüm bu olanlar onda öyle bir etki yaratıyor ki yıllarca intikam duygusunu içinde biriktiriyor, bir sürü plan yapıyor ve epiklerle ilgili bulabildiği tüm bilgileri topluyor.





Bankada gerçekleşenler yazarın betimlemeleri, anlatışı, dili sayesinde sanki o an gerçekten oradaymışım ve olaya kendi gözlerimle şahit olmuşum gibiydi. Kitabın en sevdiğim bölümlerinden biriydi.



Ama kitaptaki aksiyon sadece burayla sınırlı değil. Kitap sürekli bir aksiyon içersinde. David’in epikleri öldüren Asiler adlı grubu bulup onların arasına kabul edilme çabaları ve doğaçlamaları, güzel ama bir o kadar da garip ruh halleri içersinde olan Megan’a karşı hisleri, Prof’un muhteşemliği, Cody’nin saçmalamaları, Abraham’ın silahları ve Tia’nın kolaları… Asilerdeki tüm elemanlar birbirini tamamlar nitelikte.



En tehlikeli epik Steelheart gibi gözükse de Steelheart kadar tehlikeli, Steelheartın yardımcıları olarak bilinen Nightwielder, Firefighter ve Conflux (ne kadar yardımcısı denir o şüpheli) bir o kadar tehlikeli epikler. Steelheart’a ulaşabilmeleri için geçmeleri gereken engeldir kendileri aynı zamanda. İşleri bu tehlikeli epikleri yenmekle bitmiyor tabi. Aynı zamanda Steelheart’ı öldürmenin bir yolunu da bulmaları gerekiyor. Her epiğin zayıf bir tarafı var ama David’in babasının Steelheart’ı yaraladığında gerçekleşen o kadar çok etmen var ki, Steelheart’ın zayıf tarafının tam olarak ne olduğu bir türlü anlaşılamıyor.


Kitabın sonunda aynı bu kedi gibi ağzım bir karış açık kalakaldım. 



Biz kendimizi çakal bilirdik de ne çakallar varmış anacım. Kitabın son kısmında beni benden alan aksiyon kısmında öyle sırlarla karşılaşıyoruz ki, kitabı okuyan herkesin benim gibi tepki verdiğine eminim.
En başta söylediğim gibi kitaba bayıldım. Yalnız SPOİLER  –Megan’ın alnının çatındaki kamera ve asilerin epiklerin varlığını anladıkları cihazı Prof’a göre ayarlamaları- bana saçma gelen bir iki şey yoktu da değildi. “Fantastik kitap yorumluyorsun, normal hayata göre saçma olan şeyler tabii ki olacak” dediğinizi duyar gibiyim ama saçmalığın da bir sınırı vardır dimi canım :P Kitaba puanım 5, ama siz bunu kitabı tekrar okuyacağımı söylediğimde zaten anlamışsınızdır :D





1 yorum:

back to top